Kategori: _yüRekTen_

.. güneşti yüzleri…

Seslendiren: Eyzün
Fotoğraf: Buğra Kılıç

“bugün bayram- sevinin sevinemeyen çocuklar”

unutulan ya da yaşanan kadardı çocukluk
geceyi köprü altında uyutanların
sokaklarda sabahlayan güneşti yüzleri

çalınmış çocuklar* kitabından
sorgusuz g/yüzler geçti ömrümden
bulutlara asılı kalan pembe düşleriyle
çatısız yuvalara avuç açan çocuklar

acımasız kış hesapsız çalınca kapıyı
darda kalır da sıcacık nefesler
çıplak ayakları adımlarken taşlı kaldırımları
annesiz yüzler olur üşümüş ruhları
gözlerimde silik yansımalı

çiçeklerle donanmış güzel bir gün bugün
rengârenk giysili- elleri şekerli
tertemiz kırmızı pabuçlarıyla bayram çocukları
sesleri- şarkı söyleyen kuş cıvıltıları
yüzleri- anneli babalı

“bugün bayram- erken kalkın çocuklar”

üzerine 23 Nisan kokusu sinmeyen
şiirse omuzlarında hayat yükü
pamuk şeker istemeyen dilleri
kimliksiz kalan düşleri

çocukluğu sokağa verilen çocuklar
varsıl dünyanın boş insanlığına avuç açar
biçâre büyümeyen umutlarıyla bugün
yarın ve öbür gün

bayramlar sokaklarda kutlanıyor değil mi anne
söyle-
hangi gün çözülür ayaklarımdaki düğüm?

/ Rukiye Taşkın
22042009

* çalınmış çocuklar / Kemalettin Tuğcu

Sokaklarda Sabahlayan Güneşti Yüzleri
Femtrak 14. Sayı

Papaya Kokulu Aşk

gecenin bir yarısıydı
çağırgan bir düşüşte- tatlı bir yangındaydı oda
aklımın oyunuyla uyandım

adil ve korkusuzdum
tüm iyilikleri bir yalan
tüm kötülükleri bir doğru ile tarttım
kendi kabuğumda kendim kadardım

bir yarısıydı gecenin
sana uzandım boylu boyunca
aşk çalalı uykularımı
gözlerimin yarası yabancıl aşk
serdi çuhasını tenimin duvarlarına yemyeşil
ilk günkü gibi taze ve papaya kokulu
yarısı açık bir rüyada seni andım

doruğuna uzadım hür düşüncelerin
yamaçlarında yankılandı gölgeli sesin
sözlerindi tutunduğum kayalıklar
rüzgârınla sallandım
saçlarımı yıkayıp arındım güneşinle
sana koşabildiğim kadardım

çatlamış ve kırılmış yollar süründü karanlıkta
ışıksızdı- gözleri aç bîtap uzuyordu
dar- doyumsuz
bir o kadar dizginsiz- korkusuzdular
tuttum bütün yolların başını hunharca
her patikayı sonuna bağladım

bir gece yarısıydı
hırpaladım sızlayan etimi ve zamanı
sana dokunan ellerimle defalarca acımadan
çekiştirdim nefsimin orasından burasından utandım
avuçların örtüldü saçlarıma
gözlerin dolandı boynuma- göğsünde soluklandım

gecenin bir yarısıydı
bir yanına sarı bir yanına siyah sürdüm yüzümün
meçhule gebe kaldım

korktum sağır
korktum dilsiz
sensiz gün doğurmaktan

Rukiye Taşkın
20102012

Seslendiren: Ahmet Ormancı

Lacivert Öykü ve Şiir Dergisinin 2022 Mart-Nisan sayısında yayınlanmıştır.

His

yorulmalıyım
yorgunluğumda
hatırlamamalı

böylece
seni de yormuş olurum
olabildiğine incelmelisin içimde
yok olana kadar

dur-
şimdi
dinlenmelisin

Sızı !

/ Rukiye Taşkın

Fotoğraf: r.t.

Gözlerim Göç Sürgünü- Yüreğim Nehir

“ben bir göçmen kızı gördüm tuna boyunda
elinde bir besli kuzu hem kucağında
sen bir öksüz ben bir garip alayım seni
alayım da gurbet elde sarayım seni”

suda şavkıyor hayat ezgileri-

gözlerim göç yüreğim nehir içinden b/akıyor-

fikrimin uzandığı sisli haritada
gözlerime dokunan tarihle
dingin bir nehre akıyor içli sözleri
ve
taş döşemeli dar sokaklardan geçiyor gölgeler
unutamadığım

çocukluk yüzümle b/akıyorum aynalara
ince sazlarla çalınan Balkan türküleriyle siliniyor kulağımın pası
geçmişi kucaklayıp oturuyorum Tuna kıyılarına
ki- öyle böyle bir hasret değil bu
içimde kocaman bir ben yaşatıyor bana

ninemin dudak kıvrımlarında oynaşıyor içli nağmeler
hüznünü sakladığı çizgilerde ufalanıyor şiirler
sessizce gülümsüyor ellerindeki fotoğraf
usulca odaların birine gizleniyor anılar

gece- yorgun ve uslu çocuk edâsıyla
diz çöküyor Şar dağlarının eteklerine
gökte yıldız kaç padişahoğlu?
söze başlıyor bahçelerde fesleğenci güzeli
yapraklarında esrarengiz kokusu
karnında sayıyor pastirinkaların sabırsızlığını
masallar doğuruyor sabahın ak tenine
parmak uçlarında pekmezli hatıralar karıştırdıkça Ohrid’e
yeşil gözlü- al yanaklı çocukların
kahkahaları serinliyor şen sularda

göç kervânlarının içinden akıyor kederli Vardar nehri
kına kokulu hasretler uzuyor taze gelinlerin saçlarında
yüzleri Yahya Kemal
yüreği Mehmet Âkif’li dizeler dağılıyor etrafa
hepsini toplayıp okuyoruz dilden dile
Balkanı geziyor sesler
nineler adım adım göç büyütüyor evlerinde
dedelerin hafızalarında ezân sesi
tek tek-
terk ediliyor evlâd-ı Fatihan diyarları

masmavi gözlerin göğünden yağan yağmurlarla ıslanırken Silistre
vatan topraklarında şiir kokan tohumlar filizleniyor
eski dünler- yeni günlere ekilirken

gözlerim yorgun göç sürgünü buzullarda ey koca Nâzım
yüreğim nicedir akar
nehirden sözlerle

Rukiye Taşkın
23032013 – Babaannemin hatırasına.

Seslendiren: Ahmet Ormancı

Üryan Mevsimin Çehresinde Saklı Mektup

ellerinin yumuşaklığı merhametinden gelen masumî
sana üryan bir mevsimden ses verdiğim için beni bağışla
ağrıyan dönemlere denk geliyor bazı sözceler
o sebepledir ki ruhumda
epeyce içe dönük bir kıvrılma

bu sükûnet duasının içinde
yazmakla yazmamak tereddütü arasında
sessiz kalmaktı sana dair tavrım
kendimi hatırlamamak adına

mektubumu kısa tutacağım
saat- yıllandıkça doğrulduğunu sanan zamanlara ilerlemeden
şehir- mânâdan uzak iki büklüm yaş/lanmadan
ve gözlerin odamı ıslatmaya başlamadan önce
haplarımı alıp yatacağım

buralardan bahsetmek gerekirse biraz sana
sabahın gülüşü yok artık
meydan güvercinlerinin ağzında

babam- geçmişinden kurtulmak için
hızlı giden trenlerle yolculuk ediyor
gazetelerin sayfalarını kaldırırken gözlükleriyle
diriltilmiş anıların
ve sessizce bir şarkının kenarından geçiyor

biliyorum meryem’i de merak ediyorsun
rahat ol- en mesudu o aramızda
boynu bir kütüğün içinden gökyüzüne uzuyor

ellerinin yumuşaklığı merhametinden gelen masumî
sana üryan bir mevsimden ses verdiğim için beni bağışla
yıllar- ihanet üstlenmeleriyle kirlenen nehir
yağmur toprağı kendinden geçiriyor
ağaçlar kaskatı şiir

/ Rukiye Taşkın
28092012

Ayna İnsan, 17. Sayı

Fotoğraf: r.t.
Seslendiren: Eyzün

Kır Kırılmışlığını ve Otur Yanıma Moyà

-aynıkırılmalaraynıtoparlanmalaraynıhatalar aynıçelişkileraynıcoşkunluklaraynısükûtlariçiçebazen-

soyun çelişkilerinden moyà
çıkmaza çıktığımız anlarda dağılma vaktidir vakit

önce
bir çift kadeh aralığında katledelim geceyi
sonrasında- diye sorma
biliyorsun ki dağılmak
tüm toparlanmaları sonralara bırakmaktır

bu gece
buz kırığı yudumlar öpsün nefesimizi
kelt melodileriyle çalkalanan şişelerin
neşesine hapsedelim
içimize döne döne zehrini akıtan saatlerin
sinsi akreplerini

ukdesine çarpa çarpa durulsun zaman
soru işaretlerinin çengellerinden
noktalarına asılsın körkütük isyan

bilinen yarının bilinmeyen arefesinde
uyku tüneklerini yitirmiş kır baykuşları cesareti
ve galce ağlayan bebeklerin diliyle ağıtlar yakıp
anonim olmayan ninniler söyleyelim
şafağına esneyecek karlı-puslu bu şehire

soyun çelişkilerinden moyà
farkındayım ki gözlerin
siyah bira kokan bardaklardan daha dolu

kır kırılmışlığını ve otur yanıma
granit döşemeye devrilen vazonun hatasıdır gördüğün
sesidir duyduğun şu an
turuncu güllerine ıpıslak
ve yanarak ağlayan

/ Rukiye Taşkın
09092012

Ayna İnsan, 13. Sayı

Model: Rana Melike Kula
Seslendiren: Eyzün

İncinmiş Cehennem Yüzüm

neden?’ diye sormuştun ya sevgili
dinle

ne sevâbı- ne günahı var bu aşkın
nedensiz bir göç bu
anka ülkesinin masalı belki
belki de
sürgün ettiğim yüreğim- olabildiğince uzağa
uçlarından eksilip eriyen asırlara

dokuzuncu meridyen her düş
ellerin
dünya döndükçe kutuplardan başlayan kırılma

ve gözlerin
gözlerini örttüğümde uykularımın üstüne
kirpiklerimde üşür zaman
avuçlarını öperim sonra
kanar tüm yıldızlar turuncu
sen hezarfen olursun
bense rüzgâr etrafında

o dakika asasına vurur acımasızca
içimdeki tiran
varlığını yok etmenin hükmüyle
ökselenir sensiz hücrelerim
ne yenilgi- ne ric’at
ne de zafer nidası atar dilim

bilirim ki yaşamak şiirdir aşka
ve her ölüm
arafta bir mola

nasıl bir yangındır ki bu
külden bir güneşte yoğururum ellerini
düşerim bakışım lâl-
lavdır gülüşün

yerin en derin labirentlerinden
en masum günahların tozuyla
savurmak için boşluğa düşlerimi
sarp uçurumlara tırmanır gecelerim

cennetimin iki yüzlü melekleri
sunağından çıkarıp yakarlar seni
hayat yerine ki
sevince dirilecektik biz oysa

kadim bir yarasın sen
ne acısı geçen- ne iyileşen
suskun bir duadayım şimdi
yalnızlıkla kabuk bağladığım

sözden ilaçlar sürsem de şiirlere
incinmiş cehennemdir yüzüm dizelerimde

‘neden?’ diye sormuştun ya sevgili
neden?

/ Rukiye Taşkın
04102008 – 23122012

Seslendiren: Eyzün

Güz Gülüşü

ne vakit dilesem seni görebilmeyi
kendine mavi biçen gökyüzü olur gözlerin
sesini nakışlar bir tarlakuşu omzumun hududuna
amor in sempiternum memento mori…

/ Rukiye Taşkın
14092019

Fotoğraf: r.t.