Üvercinka Temmuz 2022

ÜVERCİNKA’da Temmuz Yoğunluğu

Özgün konuları işlerken güncel bağlamı gözetmeyi ihmal etmeyen Üvercinka’nın Temmuz 2022 sayısında yine tartışmaların yanı sıra etkili ürünler yer alıyor. Kapakta Necip Fazıl’ın bütünsel olarak bakıldığında emperyalizme uyumlu düşünsel içeriği bugüne eklemlenen boyutuyla irdelenirken, Halûk Cengiz’in dizi olarak sürecek yazı dizisinin bu ay ilk bölümü veriliyor. Cengiz, Necip Fazıl ödüllerine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yüklediği işlevi irdelerken, Seyyit Nezir “Hangi Doğu Büyük” başlıklı polemik yazısında, Necip Fazıl’ın gerçekte Doğu’yla bütünlenmeye değil, başta ABD olmak üzere emperyalist Batı’ya uyumlanmaya yönelişini vurguluyor.

Osman Çutsay Haziran’da Kurşunlanmış Bir Edebiyatın Ardından adlı denemesinde Hüseyin Cevahir’in edebî ve politik kişiliğindeki örtüşmelere dikkat çekiyor, onun açık uçlu tavrının gelecekte alacağı olası biçimlenmelerden yoksun kalışımızın anlamını çözümlüyor.

Bülent Aytok Özaltıok Cemal Süreya Şiirinde Fetiş ve Fetişizm incelemesinde şair üstüne yeni belirlemelerde bulunuyor. Tuğrul Çutsay İntihal ve Yapay Zekâ incelemesiyle resim dünyasındaki intihalleri tartışıyor.

Aslı Durak Kelime Oyunlarından Geldim başlıklı söyleşide Nedime Köşgeroğlu’nun sorularını yanıtlarken şiir dünyası hakkında okura sürprizler aktarıyor. Erol Ertuğrul Yahya Kemal ve Sessiz Gemi denemesinde unutulanları anımsatıyor, bilinmeyenleri, yanlış bilinenleri öykü tadında sergiliyor. Necdet Arslan Derkenar’da Çirkinliğine Âşığım Senin başlığıyla yazar ve sanatçılara ilişkin anekdotlarla keyifli ayrıntılar vermeyi sürdürüyor.

Aydan Ay Sessiz Haydarpaşa, Banu İmer Beklenmeyen Yanıt, Cem Bayındır Nene Yüreği, İnci Ponat Onlar da Candı, Pelin Şanlı Türgen Yarasından Tanınanlar, Veli Erdem Şahsenem Konseri, Rukiye Taşkın ise Emily Dickinson İzleğinde Bir Kurbağa Öpüşü öyküleriyle, Nihat K. Ateş Maya Angelou anmasıyla ay boyunca döne döne okunacak anlatılar sunuyorlar.

Dergide Kenan Ercan Yansıma’yı Anmak yazısında Tekin Sönmez’in 1970’lerde yönetip yayımladığı efsane dergiden izler getiriyor. Olcay Bağır Sinemada Şiirsel Gerçekçilik yazısında 1930’ların sinemasından kesitler yansıtıyor.

Ahmet Tığlı, Aslı Durak, Gökhan Reyhanoğulları, Halit Özboyacı, Mehmet Tektemur, Nihat Kemal Ateş, Ozan Telli, Suna Kızılırmak, Süleyman Yağız, Süreyya Ş. Aydınhan, Şükrü Çiftçi, Ünsal Çankaya, Veli Erdem şiirleriyle derginin sayfalarına tazelik aşılıyor.

ÜVERCİNKA’yı semt kitapçınızın odakkitap.com’a sipariş etmesini sağlayarak kargo ücreti ödemeden edinebilirsiniz.

Kaynak: kultursanattv.com

Alaturka – Azerbaijan National Dress Collection Oslo 🇦🇿🇹🇷🇳🇴

🇹🇷 Alaturka Türk Kadınlar Korosu bugün Oslo’da Azerbaycan Milli Giysi Defilesi öncesi şarkılarını söyledi.

Kaynak: Azertag

29.05.2022 – Cosmopolite Scene – Oslo
Şef / Conductor / Dirigent: Aygün Seferli Acar

🇹🇷 Alaturka Korosu olarak, Bakülü modacı Gülnare Halilova’nın Azerbaycan milli giysi tasarımlarından bir kesit sergilediği Oslo’daki defilesinin açılışında üç şarkı seslendirdik. Şarkılarımızdan ilki, Üzeyir Hacıbey’in 1907’de bestelemiş olduğu hem Azerbaycan’ın hem de İslâm dünyasının ilk operası olarak kabul edilen “Leyla ve Mecnun” operasından, sözleri  XVI. yy Osmanlı şairi Fuzuli’ye ait olan “Şeb-i Hicran” adlı kompozisyondu.

🇬🇧 Alaturka Women’s Choir bids a small but chic farewell to the pandemic at the Cosmopolite Scene: last Sunday, Oslo welcomed Gulnara Khalilova, a PhD-holding fashion designer from Azerbaijan’s Institute of National Clothing.

Alaturka sang three songs to mark the opening of Khalilova’s fashion event which showcased  beautiful examples from the renowned designer’s portfolio of Azerbaijani national costumes.

The first song our choir sang at the event was exceptionally special as it was the overture to what is considered to be not only Azerbaijan’s but also the Muslim world’s first opera:  “Leyli and Majnun” composed by Uzeyir Hajibeyov in 1907.

🇳🇴 Alaturka damekor tar et lite, men elegant farvel til pandemien; sist søndag på Cosmopolite Scene, ønsket vi velkommen Gulnara Khalilova, en motedesigner ved Aserbajdsjansk institutt for folkedrakt.

Alaturka sang for å markere åpningen av Khalilovas motearrangement som viste frem vakre eksempler fra den anerkjente designerens egne kreasjoner av aserbajdsjanske nasjonaldrakter.

En av sangene vårt kor sang var usedvanlig spesiell ettersom det var ouverturen til det som anses å være ikke bare Aserbajdsjans, men også den muslimske verdens første opera: “Leyli og Majnun” komponert av Uzeyir Hajibeyov i 1907.

Text: Sinem Kozanoğlu Heide

🇹🇷
Kaynak: Makam Müzik Dergisi

🇳🇴 “Jeg er stolt over vår Alaturka Turkish Women’s Choir som har holdt på i 10 år og bragt Tyrkisk musikk inn i kultur mangfoldet i Oslo.

I dag hadde vi vår første (mini-) konsert etter pandemien i forbindelse med en Aserbaijansk moteshow på Cosmopolite Scene. Særlig den første sangen er stor: lyrikken er av ingen andre enn Fuzuli som var en Tyrkisk dikter som levde i Mesopotamia på 1500-tallet. Glad vi kunne overbringe hans lyrikk til Norsk publikum. Stor takk til dirigenten vår, Aygün Seferli Acar.”

🇹🇷 “10 yıldır faaliyet gösteren ve Türk müziğini Oslo’nun kültürel çeşitliliğine kazandıran Alaturka Türk Kadın Koromuzla gurur duyuyorum.

Bugün Cosmopolite Scene’de bir Azerbaycan defilesi ile bağlantılı olarak pandemi sonrası ilk (mini) konserimizi gerçekleştirdik. Özellikle ilk şarkı harika: Sözleri 16. yüzyılda Mezopotamya’da yaşamış bir Türk şairi olan Fuzuli’ye ait. Şiirini Norveçli dinleyicilere aktarabildiğimiz için ne mutlu bize. Şefimiz Aygün Seferli Acar’a çok teşekkürler.”

Gülay Kutal – 29.05.2022

“Şeb-i hicran yanar canım
Töker qan çeşm-i giryânım
Oyadar xelqi efgânım
Qara bextım oyanmaz mı?”
_Fuzuli_

Alaturka Turkish Women’s Choir Oslo Contact

Web Page

YouTube

Spotify

Instagram

Facebook

Şükür ツ

“gözlemle kendini, sende değişecek ilk şey Yaratıcı ile iletişim yöntemin olmalı.”

geçen sene şehir şehir arayıp en nihâyetinde kendisini Vinterbro’da bulduğum ve heyecanla mutfak penceresinin tam önüne diktiğim Sakura ağacı çiçeklerini açtı ツ

uyandığımda ilk onu selâmladığımdan bir ismi olsun istiyordum hep. az evvel: günaydın Şükür! diye seslendim ona! artık onun ismi Şükür ツ

bu narin ağacın her bir yaprağının kâlbe benzeyen, dantelimsi uçuk pembe çiçekleri bir taraftan hayatın başlangıcını (baharı) müjdelerken, diğer taraftan da kaçınılmaz sonunu simgeliyormuş.

çiçeklerinin daha solmadan en güzel hâlindeyken dallarından düşmesi sebebiyle, edebiyatta ölüm ile yaşamın birlikteliğini temsil ediyormuş.

içiniz baharda olsun! günaydın ツ

Mayıs, 2020

Fotoğraf: r.t.

.. güneşti yüzleri…

Seslendiren: Eyzün
Fotoğraf: Buğra Kılıç

“bugün bayram- sevinin sevinemeyen çocuklar”

unutulan ya da yaşanan kadardı çocukluk
geceyi köprü altında uyutanların
sokaklarda sabahlayan güneşti yüzleri

çalınmış çocuklar* kitabından
sorgusuz g/yüzler geçti ömrümden
bulutlara asılı kalan pembe düşleriyle
çatısız yuvalara avuç açan çocuklar

acımasız kış hesapsız çalınca kapıyı
darda kalır da sıcacık nefesler
çıplak ayakları adımlarken taşlı kaldırımları
annesiz yüzler olur üşümüş ruhları
gözlerimde silik yansımalı

çiçeklerle donanmış güzel bir gün bugün
rengârenk giysili- elleri şekerli
tertemiz kırmızı pabuçlarıyla bayram çocukları
sesleri- şarkı söyleyen kuş cıvıltıları
yüzleri- anneli babalı

“bugün bayram- erken kalkın çocuklar”

üzerine 23 Nisan kokusu sinmeyen
şiirse omuzlarında hayat yükü
pamuk şeker istemeyen dilleri
kimliksiz kalan düşleri

çocukluğu sokağa verilen çocuklar
varsıl dünyanın boş insanlığına avuç açar
biçâre büyümeyen umutlarıyla bugün
yarın ve öbür gün

bayramlar sokaklarda kutlanıyor değil mi anne
söyle-
hangi gün çözülür ayaklarımdaki düğüm?

/ Rukiye Taşkın
22042009

* çalınmış çocuklar / Kemalettin Tuğcu

Sokaklarda Sabahlayan Güneşti Yüzleri
Femtrak 14. Sayı